Tem
29
2009
0

Telefonlar! Ahmet Selman Özdemir sizlerin eseri olacaktır

Uzun zaman önce ilk telefonum olan Ericsson GH-688’i aldığımda, elimden bırakamıyor, saatlerce oynuyordum. Kaldı ki bu telefonda oyun da yoktu. O zaman küçük olduğumdan bilemezdim ama GH-688’in 3 satırlık renksiz ekranından, bugün N97’nin bir telefon büyüklüğündeki 16 milyon renkli dokunmatik ekranına uzandım.

Bana telefonları o sevdirdi
Bana telefonları GH-688 sevdirdi diyebilirim. Çevresini saran çelik bant, telefonu gerektiğinde bir çekiç olarak kullanmamı sağladı. Baş parmak uzunluğundaki antenini, bir çok arkadaşımın karnına batırarak kahkahalar attım. Bu telefon biraz demode olduktan sonra artık anteni çıkarıp kullanmaya başladım. Çünkü bu boyuttaki bir anten toplum önünde hoş karşılanmıyordu, insanlar tarafından sürekli yadırganıyordum, mahalle baskısına maruz kalıyordum.

Mesaj çekme hastalığım bu telefondan
GH-688’in sevdiğim özelliklerinden biri de mesaj karakterlerinin, diğer tüm telefonlara göre çok fazla olmasıydı. Akılınıza gelebilecek bir sürü şekil, işaret ve yabancı harf vardı. Ben de bu şekillerle değişik mesajlar yazar ve mesajın 2 kontör olduğu (şimdi de aynı) fakat 5 mesajdan sonra bedava kampanyasının olmadığı günlerde arkadaşlarıma gönderirdim. Bu mesaj gönderme hastalığım küçüklükten geliyor yani. (Bakınız: Facebook: Ahmet Selman Özdemir’den değil de, mesajlarından nefret edenler grubu)

Cep telefonlarını bazı arkadaşlarımdan daha çok seviyorum
Telefonun üst kısmında yanan şebeke sinyal ışığı ve pil ışığı o dönemde Ericsson’lara özel harika bir özellikti. Bu ışıklarda telefon alırken bir tercih sebebiydi. Eğer telefonuma mesaj veya çağrı gelecekse, ışık öncesinden çok hızlı bir şekilde yanıp sönüyor ve yakında bir şeyler olacağını gösteriyordu. Gece bütün ışıklar kapandığında bana bu ışıkla göz kırpıyor ve her zaman yanımda olduğunu gösteriyordu. Belki de bu yüzden şimdi de telefonumla birlikte yatıyorum. Belki de bu yüzden cep telefonlarını bazı arkadaşlarımdan daha çok seviyorum.

Beni bırakma
Orijinal bataryasının büyüklüğü şimdiki birçok telefondan daha uzun ve daha kalındı. Ericsson birkaç sene sonra ince batarya çıkarmıştı. Orijinalinin ömrü dolunca bende almıştım. Şarjı uzun süre gidiyordu ama son dönemlerde makineye bağlı yaşadı. Tam dolu şarj ile 5-10 dakika telefon görüşmesi yapılabiliyordu. Bu yüzden son 4 ay şarj makinesinde kaldı. Onu böyle görmeye dayanamıyordum. En yakın arkadaşım artık yaşam destek ünitesindeydi. Nokia’nın antensiz telefonlarının çıktığı dönemde hayata tutunmaya çalışıyordu. MP3 çalabilseydi eğer, arka planda Feridun Düzağaç’ın “Beni bırakma.” şarkısını kullanarak antenini uzatıp “Lütfen.” diyor olacaktı. Ama o polifonik bile bilmiyordu.

Gelecek nesile sesleniş
İnce bataryanın da ömrü dolmuştu ve telefon artık makineye bağlı kalmadan çalışmıyordu. Yıllar geçmiş bütün heyecanlarımı, bütün sevinçlerimi, bütün üzüntülerimi onunla paylaşmıştım. Zarafetinden bir şey kaybetmemiş ve beni hiç sıkıntıya sokmamıştı. Yüzeyi gece karanlığında parlayan yıldızlar gibi parlıyor ve kendisinden sonra gelecek nesile yol gösterircesine “Telefonlar, Ahmet Selman Özdemir sizlerin eseri olacaktır.” diyordu.

Yaziyi gonderen CELLMANN in: Telefonlar | Etiketler: ,
Tem
26
2009
0

Bu telefonu sakın almayın, ben satıyorum

“Telefonu kullandım çok berbat sesi karşı tarafa iletmiyor ve ben satmayı düşünüyom o yüzden sakın almayın ve de kullammayın derim.”

Telefonda yaşadığı problemlerden dolayı kimsenin telefonu almasını istemiyor. Fakat ortada bir sorun var. Bu isteğini telefonu satma isteği ile aynı yorumda birleştirmiş.

Buı yorum Ave TV555 cep telefonu için yapılmıştır.

Yaziyi gonderen CELLMANN in: İlginç Yorumlar | Etiketler: ,

2009 - CELLMANN - Sezgisel.com